"heath" in Turkish
Definition
Küçük çalılıklarla kaplı, işlenmemiş açık arazi; genellikle Avrupa'da bulunur.
Usage Notes (Turkish)
‘fundalık’ daha çok Avrupa'daki doğal alanlar için kullanılır. ‘heather’ bitkisiyle karıştırmayın.
Examples
We saw sheep grazing on the heath.
Koyunların **fundalık**ta otladığını gördük.
The purple flowers on the heath were beautiful.
**Fundalık**taki mor çiçekler güzeldi.
A cool wind blew across the heath.
Serin bir rüzgar **fundalık**ın üzerinden geçti.
They went for a walk on the heath to clear their minds.
Zihinlerini boşaltmak için **fundalık**ta yürüyüşe çıktılar.
After the rain, the heath smelled fresh and earthy.
Yağmurdan sonra **fundalık** taze ve toprak gibi kokuyordu.
The mist rolled over the heath early in the morning, hiding everything from view.
Sabah erken saatlerde sis **fundalık**ın üstünü kapladı ve her şeyi görünmez kıldı.