"grandeur" in Turkish
Definition
Göz kamaştırıcı güzellik, etkileyicilik veya önemli oluş hali. Genellikle saygı veya hayranlık uyandırır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi bir kelimedir; genellikle görkemli yapılar, doğal manzaralar, törenler veya birinin duruşu için kullanılır. Günlük veya küçük şeyler için uygun değildir. Sıklıkla 'doğanın ihtişamı' gibi ifadelerde geçer.
Examples
The grandeur of the ancient palace impressed everyone.
Antik sarayın **ihtişamı** herkesi etkiledi.
We admired the grandeur of the mountains.
Dağların **görkemi**ne hayran kaldık.
The ceremony was held with much grandeur.
Tören büyük bir **ihtişam** ile yapıldı.
Many tourists come here just to experience the grandeur of the canyon firsthand.
Birçok turist buraya sadece kanyonun **ihtişamını** deneyimlemek için geliyor.
Despite its age, the building still holds a sense of grandeur.
Yaşı ilerlemiş olsa da, bina hâlâ bir **ihtişam** hissi uyandırıyor.
They wanted the wedding to reflect the couple's love, not unnecessary grandeur.
Çiftin sevgisini yansıtsın istediler, gereksiz **ihtişam**ı değil.