"goo" in Turkish
Definition
Kalın, yapışkan ve genellikle sümüksü bir madde, dokunmak rahatsız edici olabilir. Slime, çamur veya bilmediğiniz başka bir yapışkan maddeyi tanımlamak için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Gayri resmi ve genellikle eğlenceli veya tiksinti ekiyle kullanılır. Özellikle çocuk oyuncakları veya yapışkan yiyecekler için yaygındır. Resmi yazışmalarda kullanmayın.
Examples
There is goo on my hands after playing in the mud.
Çamurda oynadıktan sonra ellerimde **yapışkan madde** var.
The candy melted into a sticky goo.
Şeker eriyip **yapışkan maddeye** dönüştü.
My little brother loves playing with green goo.
Küçük kardeşim yeşil **sümüksü şey** ile oynamayı çok seviyor.
Ew, what is that weird blue goo on the kitchen counter?
Iyy, mutfak tezgâhında o tuhaf mavi **yapışkan madde** ne?
He slipped on some goo outside the door—it was so gross!
Kapının dışında bir **yapışkan maddeye** bastı ve kaydı—çok iğrençti!
Some beauty masks feel like cold goo when you put them on your face.
Bazı güzellik maskeleri yüze sürüldüğünde soğuk bir **sümüksü şey** gibi hissedilir.