"genuine" in Turkish
Definition
Bir şey gerçekse, sahte değil ve gerçektir. Kişi ya da duygu için kullanıldığında ise içten ve samimi anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
‘gerçek ilgi’, ‘samimi gülümseme’, ‘gerçek deri’ gibi ifadelerde sıkça kullanılır. Nesneler için orijinallik, insan ve duygular için içtenlik anlatır.
Examples
This watch is genuine, not fake.
Bu saat **gerçek**, sahte değil.
She gave me a genuine smile.
Bana **samimi** bir gülümseme verdi.
He has a genuine interest in music.
Onun müziğe karşı **gerçek** bir ilgisi var.
Thanks for asking—I'm genuinely glad you came.
Sorduğun için teşekkürler—geldiğine **gerçekten** sevindim.
At first I thought he was being polite, but his concern was genuine.
Başta sadece kibar olduğunu düşündüm ama endişesi **gerçek**ti.
If you're buying sneakers online, make sure they're genuine.
Spor ayakkabılarını internetten alırken **gerçek** olduklarına emin ol.