"gaze" in Turkish
Definition
Birisine veya bir şeye uzun süre dikkatlice bakmak, genellikle hayranlık veya merakla.
Usage Notes (Turkish)
‘gaze’ sıradan 'bakmak' değil, uzun süreli ve dikkatli bakıştır. 'gaze into someone's eyes', 'avert one's gaze' gibi kalıplarda sıkça geçer. Akademide 'male gaze' terimi kullanılır.
Examples
She gazed at the stars in wonder.
O, hayretle yıldızlara **dik dik baktı**.
His gaze was fixed on the painting.
Onun **bakışı** tabloya sabitlenmişti.
The child gazed out the window at the falling snow.
Çocuk pencereden yağan kara **dik dik baktı**.
She felt his gaze on her but refused to look up.
Kadın, onun **bakışını** üstünde hissetti ama başını kaldırmadı.
Celebrities live their entire lives under the public gaze.
Ünlüler tüm hayatlarını kamuoyunun **bakışları** altında yaşar.
He gazed into the distance, lost in thought about what could have been.
O, neler olabilirdi diye düşünerek uzaklara **baktı**.