"frame" in Turkish
Definition
Çerçeve, bir şeyi (örneğin resim, kapı) çevreleyen veya destekleyen yapı ya da kenarlıktır. Fiil olarak ise bir konuyu belirli şekilde sunmak ya da birine haksız suç atmak anlamına gelebilir.
Usage Notes (Turkish)
'picture frame', 'door frame', 'window frame' gibi ifadelerde sıkça geçer. Fiil olarak 'frame a question/argument' dikkatlice sunmak, 'frame someone' ise birini haksız yere suçlamak (çok olumsuz). Teknikte ve medyada 'frame' bir görüntü karası olabilir.
Examples
The photo is in a wooden frame.
Fotoğraf ahşap bir **çerçeve**de.
The door frame needs paint.
Kapı **çerçevesinin** boyaya ihtiyacı var.
She will frame the painting tomorrow.
Yarın tabloyu **çerçeveye alacak**.
We need to frame the problem in a simpler way.
Sorunu daha basit şekilde **çerçevelememiz** gerekiyor.
He claimed the police tried to frame him.
Polisin onu **suçlamak için tuzak kurduğunu** iddia etti.
The video freezes on the last frame.
Video son **karede** dondu.