"foresee" in Turkish
Definition
Bir şeyin gelecekte olacağını önceden bilmek ya da tahmin etmek.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya iş ortamlarında kullanılır. Bilgiye veya analize dayalı tahminler için uygundur; hayali tahminler için değil. Sık kullanılan kalıp: 'öngöremedik'.
Examples
No one can foresee the future.
Kimse geleceği **öngöremez**.
It is hard to foresee problems before they happen.
Sorunlar ortaya çıkmadan önce **öngörmek** zordur.
Teachers try to foresee challenges their students may face.
Öğretmenler, öğrencilerinin karşılaşabileceği zorlukları **öngörmeye** çalışır.
Honestly, I didn’t foresee things turning out like this.
Dürüst olmak gerekirse, işlerin böyle olacağını **öngöremedim**.
Good leaders can foresee risks and plan ahead.
İyi liderler riskleri **öngörebilir** ve önceden plan yapabilirler.
We couldn’t foresee the company growing this fast.
Şirketin bu kadar hızlı büyüyeceğini **öngöremedik**.