"eyewitness" in Turkish
Definition
Bir olayı, özellikle bir suç veya kazayı kendi gözleriyle gören ve ne olduğunu anlatabilen kişi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yasal veya polisle ilgili konularda kullanılır. 'eyewitness testimony' gibi ifadeler sıkça geçer. Olayı gerçekten görmüş olması gerekir.
Examples
The police interviewed the eyewitness after the accident.
Polis kazadan sonra **görgü tanığını** sorguladı.
An eyewitness saw the thief run away.
Bir **görgü tanığı**, hırsızın kaçtığını gördü.
The news showed an eyewitness report about the fire.
Haberde yangınla ilgili bir **görgü tanığı** raporu yayınlandı.
She gave an eyewitness account to the detectives at the scene.
Olay yerinde dedektiflere **görgü tanığı** ifadesi verdi.
There were no eyewitnesses to the robbery, so it was hard to solve.
Soygunda hiç **görgü tanığı** yoktu, bu yüzden çözülmesi zordu.
Being an eyewitness doesn’t always mean you remember every detail clearly.
**Görgü tanığı** olmak, her ayrıntıyı net hatırlamak anlamına gelmez.