"exodus" in Turkish
Definition
Birçok insanın tehlike, zorluk ya da daha iyi imkanlar için aynı anda bir yeri terk etmesi durumudur.
Usage Notes (Turkish)
‘Exodus’ daha çok haberlerde, tarihi anlatımlarda veya resmi dilde kullanılır. Bireyler veya küçük gruplar için uygun değildir; büyük topluluklar için uygundur.
Examples
There was a sudden exodus from the city after the earthquake.
Depremden sonra şehirden ani bir **kitlesel göç** yaşandı.
The war caused a mass exodus of people seeking safety.
Savaş, güvenlik arayan insanlar arasında kitlesel bir **göç**e neden oldu.
A huge exodus of workers left the factory when it closed.
Fabrika kapanınca işçilerin büyük bir **kitlesel çıkışı** gerçekleşti.
The festival ended, leading to an exodus of thousands of visitors overnight.
Festival bitince gece boyunca binlerce ziyaretçinin **kitlesel çıkışı** yaşandı.
Every summer, there's an exodus from the city as people head to the beach.
Her yaz, insanlar denize giderken şehirden bir **kitlesel göç** olur.
After the company announced layoffs, an exodus of employees followed within weeks.
Şirket işten çıkarmaları açıkladıktan sonra, birkaç hafta içinde çalışanların **kitlesel çıkışı** yaşandı.