"existence" in Turkish
Definition
Bir şeyin gerçek olması ya da dünyada bulunma durumu. Ayrıca birinin yaşamı ya da yaşam tarzı anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'varlık' ve 'mevcut olma' daha çok resmi, akademik veya felsefi konularda kullanılır. 'the existence of life', 'prove the existence of', 'a miserable existence' gibi kalıplarla birlikte görülür. 'exist' (fiil) ve 'presence' (bir yerde bulunma) ile karıştırmayın.
Examples
Scientists study the existence of life on other planets.
Bilim insanları diğer gezegenlerde hayatın **varlık**ını araştırıyor.
No one can deny the existence of air.
Havanın **varlık**ını kimse inkâr edemez.
The book questions the existence of free will.
Kitap, özgür iradenin **varlık**ını sorguluyor.
After the layoff, he felt like his whole existence had lost direction.
İşten çıkarıldıktan sonra, bütün **varlık**ının yönünü kaybettiğini hissetti.
She lived a quiet existence in a small town by the sea.
O, deniz kenarındaki küçük bir kasabada sakin bir **varlık** sürdürdü.
Sometimes I get stuck thinking about the existence of the universe at 2 a.m.
Bazen sabaha karşı saat 2'de, evrenin **varlık**ı hakkında düşüncelere dalıyorum.