Type any word!

"eminence" in Turkish

yüksek statüyükselti (coğrafya)

Definition

Bir alanda büyük saygınlık, ün veya önemli pozisyona sahip olma durumudur. Nadiren coğrafi olarak yükselti veya tepe anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Çoğunlukla resmi ve akademik ortamlarda geçer, örneğin 'great eminence' çok saygın kişi anlamında kullanılır. Coğrafi anlam çok yaygın değildir; günlük dilde kullanılmaz.

Examples

He is a scientist of great eminence in his field.

O, kendi alanında büyük **yüksek statüye** sahip bir bilim insanıdır.

The castle was built on an eminence overlooking the valley.

Kale, vadiyi gören bir **yükselti** üzerine inşa edilmiştir.

Her eminence as a writer is well recognized.

Yazar olarak onun **yüksek statüsü** çok iyi bilinir.

After winning the award, his eminence in the art world grew even more.

Ödülü kazandıktan sonra sanat dünyasındaki **yüksek statüsü** daha da arttı.

The professor's eminence attracted students from around the world.

Profesörün **yüksek statüsü** dünyanın dört bir yanından öğrencileri çekti.

They climbed to the rocky eminence to take in the scenery.

Manzarayı izlemek için kayalık bir **yükseltiye** tırmandılar.