Type any word!

"drown" in Turkish

boğulmakboğmak(mecaz) içinde kaybolmak

Definition

Suda nefes alamadığı için ölmek ya da ölüm tehlikesi yaşamak. Ayrıca birinin veya bir şeyin suya batırılarak nefessiz bırakılması veya bir şey tarafından kuşatılıp ezilmesi anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle suyla ilgili kazalarda kullanılır: 'drown in a river' (nehirde boğulmak), 'drown at sea' (denizde boğulmak). Hem geçişli hem geçişsiz kullanılabilir. Ayrıca mecazen aşırı bir şeyi ifade etmek için ve 'drown out the noise' (bir sesi başka bir sesle bastırmak) şeklinde de sık kullanılır.

Examples

The child almost drowned in the pool.

Çocuk havuzda neredeyse **boğuluyordu**.

Many people drown every year because they cannot swim.

Her yıl birçok insan yüzme bilmediği için **boğuluyor**.

Heavy rain can drown small plants.

Şiddetli yağmur küçük bitkileri **boğabilir**.

I'm drowning in emails today, so I may reply late.

Bugün e-postalarda **boğuluyorum**, geç yanıt verebilirim.

She turned up the music to drown out the traffic noise.

O, trafik sesini **bastırmak** için müziğin sesini açtı.

After the meeting, we went out for coffee to drown our stress.

Toplantıdan sonra stresimizi **atmak için** kahve içmeye gittik.