"drab" in Turkish
Definition
Sönük, soluk veya sıkıcı; canlılık ve renkten yoksun, göz alıcı olmayan veya ilgisiz hissettiren bir durumu anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle renk, kıyafet veya mekânları tanımlamak için kullanılır; 'drab brown', 'drab room' gibi ifadelerde canlılıktan yoksunluk vurgulanır.
Examples
She wore a drab gray dress to the party.
Partiye **sönük** gri bir elbise giydi.
The walls are painted in a drab color.
Duvarlar **sönük** bir renge boyanmış.
The weather was drab all week.
Bütün hafta hava **sıkıcıydı/sönüktü**.
This office feels so drab—it needs some color!
Bu ofis çok **sönük** geliyor—biraz renge ihtiyacı var!
He found the movie a bit drab compared to what he expected.
Film, beklediği kadar etkileyici değil; biraz **sıkıcı** buldu.
After a long winter, even the trees looked drab.
Uzun bir kıştan sonra ağaçlar bile **soluk** görünüyordu.