"distressed" in Turkish
Definition
Çok endişeli, üzgün veya sıkıntılı hissetmek. Ayrıca, eski veya kullanılmış gibi görünen eşya ya da kıyafetler için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok duygusal açıdan yoğun durumlar için kullanılır, 'devastated'dan hafif, 'upset'ten güçlüdür. Moda için ‘distressed look’ eski görünümlü anlamındadır. 'Distressed asset' finansal sorunlu varlık demektir.
Examples
She looked distressed after the bad news.
Kötü haberden sonra **üzgün** görünüyordu.
The child became distressed and started to cry.
Çocuk **üzüntüye kapılıp** ağlamaya başladı.
He wore a distressed jacket with holes in it.
Üzerinde delikleri olan **eskitilmiş** bir ceket vardı.
I was really distressed by what I saw in the documentary.
Belgeselde gördüklerim beni gerçekten **üzdü**.
You seem a bit distressed—do you want to talk about it?
Biraz **sıkıntılı** görünüyorsun—konuşmak ister misin?
The company bought distressed properties and fixed them up.
Şirket, **sıkıntılı** mülkleri alıp onları yeniledi.