"disgraced" بـTurkish
التعريف
Bir kişi 'rezil olmuş' veya 'itiraf edilen' ise, yanlış ya da kötü bir şey yaptığı için saygısını, onurunu veya mevkiini kaybetmiştir.
ملاحظات الاستخدام (Turkish)
Genellikle skandal veya ciddi yanlışlardan sonra, resmî veya haberlerde meslek veya ünvanla kullanılır ('rezil olmuş sporcu'). Günlük ve küçük hatalar için kullanılmaz.
أمثلة
The disgraced CEO resigned after the scandal.
Skandal sonrası **rezil olmuş** CEO istifa etti.
He felt disgraced by his actions.
Yaptıklarından dolayı kendini **rezil olmuş** hissetti.
The team welcomed back their disgraced teammate.
Takım, **rezil olmuş** arkadaşlarını tekrar karşıladı.
After years out of the spotlight, the disgraced actor tried to rebuild his career.
Yıllarca gözlerden uzak kaldıktan sonra, **rezil olmuş** aktör kariyerini yeniden inşa etmeye çalıştı.
She avoided all contact with the disgraced politician.
O, **rezil olmuş** politikacıyla tüm iletişimden kaçındı.
The documentary tells the story of a once-respected, now disgraced scientist.
Belgesel, bir zamanlar saygın ama şimdi **rezil olmuş** bir bilim insanının hikayesini anlatıyor.