اكتب أي كلمة!

"demeaning" بـTurkish

aşağılayıcıküçük düşürücü

التعريف

Birinin onurunu zedeleyen veya kendini önemsiz ve değersiz hissettiren bir şey.

ملاحظات الاستخدام (Turkish)

Genellikle sözler, davranışlar veya işleri tanımlarken kullanılır; birinin gururunu kırar. 'Demanding' (zorlayıcı) ile karıştırmayın.

أمثلة

He found the task demeaning and refused to do it.

O bu görevi **aşağılayıcı** buldu ve yapmayı reddetti.

Cleaning toilets all day can feel demeaning.

Bütün gün tuvalet temizlemek **aşağılayıcı** gelebilir.

She left because her boss made demeaning comments.

Patronu **aşağılayıcı** yorumlar yaptığı için ayrıldı.

I can't believe they expect us to do such demeaning work for so little pay.

Bu kadar az maaşla bu kadar **aşağılayıcı** iş yapmamızı beklediklerine inanamıyorum.

Some reality shows are criticized for putting contestants through demeaning challenges.

Bazı reality şovlar, yarışmacılara **aşağılayıcı** meydan okumalar yaptırdığı için eleştiriliyor.

It's so demeaning when people talk down to you like you can't understand.

Sana hiçbir şey anlamıyormuş gibi konuşmaları çok **aşağılayıcı**.