"delicatessen" in Turkish
Definition
Yüksek kaliteli, hazır yenilebilen et, peynir, salata ve ithal ürünlerin satıldığı dükkan veya bu tip yiyecekler.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik konuşmada 'deli' olarak da kısaltılır. Sadece sandviç değil, özellikle Avrupai ithal ürünler ve gurme yiyecekler bulundurur.
Examples
I bought cheese at the delicatessen.
**Şarküteriden** peynir aldım.
There is a new delicatessen in my neighborhood.
Mahallemde yeni bir **şarküteri** açıldı.
You can get fresh salads at the delicatessen.
**Şarküteriden** taze salatalar alabilirsin.
Let's grab lunch at the delicatessen around the corner.
Köşedeki **şarküteride** öğle yemeği yiyelim.
This pasta is imported from Italy and only sold at the best delicatessens.
Bu makarna İtalya'dan ithal ve sadece en iyi **şarküterilerde** satılır.
My favorite thing about traveling is trying food from local delicatessens.
Seyahat etmeyi en çok yerel **şarküterilerdeki** yemekleri denemek için severim.