"delicacy" in Turkish
Definition
Nadiren bulunan veya özellikle lezzetli olan, genellikle yerel bir özel yemek; ayrıca kırılganlık, hassaslık veya duyarlılık anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle benzersiz bölgesel yemekler için kullanılır. Soyut anlamda kırılganlık veya hassaslık da ifade edebilir. Hangi anlamda olduğuna cümlenin bağlamına göre karar verilmelidir.
Examples
Sushi is a Japanese delicacy.
Suşi Japonya'nın bir **leziz yiyeceği**dir.
Truffles are considered a rare delicacy.
Trüfler nadir bir **leziz yiyecek** olarak kabul edilir.
She handled the old book with great delicacy.
Eski kitabı büyük bir **incelik** ile tuttu.
Escargot may seem strange, but in France it's a real delicacy.
Salyangoz tuhaf görünebilir ama Fransa'da gerçek bir **leziz yiyecek**dir.
There’s a certain delicacy needed when talking about feelings.
Duygular hakkında konuşurken belli bir **incelik** gerekir.
Did you try the local delicacy at the festival?
Festivalde yerel **leziz yiyecek**i denedin mi?