"dare" in Turkish
Definition
Zor, riskli veya utanç verici bir şeyi yapmak için gerekli cesarete sahip olmak. Birine bir şeyi yapması için meydan okumak anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
‘dare to do’ bir şeyi yapmaya cesaret etmek anlamında kullanılır. ‘dare someone to’ birine meydan okumak demektir. 'How dare you!' kızgınlık ifadesidir. İsim olarak en çok 'truth or dare' oyununda geçer.
Examples
She did not dare to speak in class.
O, sınıfta konuşmaya **cesaret** edemedi.
I dare you to jump into the pool.
Seni havuza atlamaya **meydan okuyorum**.
It was just a dare, so he touched the cold water.
Bu sadece bir **meydan okuma**ydı, bu yüzden o soğuk suya dokundu.
I wouldn't dare tell my mom that story.
Annemeye o hikayeyi anlatmaya **cesaret** edemezdim.
How dare you use my phone without asking?
Benim iznim olmadan nasıl **cesaret** edersin telefonumu kullanmaya?!
We played truth or dare at the party, and things got weird fast.
Partide 'doğruluk mu, **cesaret** mi' oynadık ve işler hızla garipleşti.