"crisis" in Turkish
Definition
Kriz, hızlı bir müdahale veya önemli kararlar gerektiren çok zor ya da tehlikeli bir durumdur. Kişisel hayat, siyaset, sağlık, iş gibi pek çok alanda yaşanabilir.
Usage Notes (Turkish)
'ekonomik kriz', 'politik kriz', 'sağlık krizi', 'kimlik krizi' gibi ifadelerde sık kullanılır. Sıradan bir problemden çok, önemli bir dönüm noktasını belirtir.
Examples
The country is facing an economic crisis.
Ülke ekonomik bir **kriz**le karşı karşıya.
She called her doctor during a mental health crisis.
Zihinsel sağlık **krizi** sırasında doktorunu aradı.
We need a plan before the crisis gets worse.
**Kriz** daha da kötüleşmeden önce bir planımız olmalı.
At first it looked like a small issue, but it turned into a full-blown crisis.
Başta küçük bir sorun gibi görünüyordu, ama tam teşekküllü bir **kriz**e dönüştü.
The company hired an expert to help manage the crisis.
Şirket, **kriz**i yönetmek için bir uzman tuttu.
He is having a bit of an identity crisis after changing careers.
Kariyer değiştirdikten sonra biraz kimlik **krizi** yaşıyor.