"creeping" in Turkish
Definition
Yavaş, sessiz ve dikkatli biçimde hareket etmek; ayrıca bir şeyin yavaşça yayılması veya artması anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Kişiler, hayvanlar veya yavaşça artan olumsuz durumlar ('creeping doubt', 'creeping inflation') için kullanılır; 'crawling' (emeklemek) ile karıştırmayın.
Examples
The cat is creeping along the wall.
Kedi duvar boyunca **sürünerek ilerliyor**.
A plant was creeping across the garden fence.
Bir bitki bahçe çitinin üzerinde **sürünerek yayılıyordu**.
Fear is creeping into his mind.
Korku onun zihnine **yavaşça yayılıyor**.
I caught him creeping out of the kitchen late at night.
Onu gece geç bir vakitte mutfaktan **sürünerek çıktığını** yakaladım.
Prices have been creeping up this year.
Fiyatlar bu yıl **yavaşça yükseliyor**.
There's a creeping sense of doubt about the plan.
Planla ilgili **yavaşça artan bir kuşku** var.