"crave" in Turkish
Definition
Bir şeyi, özellikle yiyeceği veya belirli bir deneyimi çok fazla istemek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle samimi ortamlarda; sıklıkla yemekle kullanılır ('crave chocolate'). Bir deneyim veya ilgi için de ('crave adventure'). 'Want'tan daha yoğundur. Olumsuz cümlelerde veya sıradan şeylerle nadiren kullanılır.
Examples
I crave chocolate when I'm stressed.
Stresliyken **çikolata çok isterim**.
Pregnant women often crave unusual foods.
Hamile kadınlar genellikle tuhaf yiyecekler **canı çeker**.
Sometimes we crave attention from others.
Bazen başkalarının ilgisini çok **isteriz**.
After months of dieting, I crave pizza more than anything.
Aylarca diyet yaptıktan sonra en çok **pizza canım çekiyor**.
He doesn't just want success—he craves it.
O sadece başarı istemiyor—onu gerçekten **arzuluyor**.
On rainy nights, I crave a hot bowl of soup.
Yağmurlu gecelerde sıcak bir kase çorba **canım çeker**.