"coveted" in Turkish
Definition
Birçok kişinin özel veya nadir olduğu için çok istediği veya arzuladığı şey.
Usage Notes (Turkish)
Genelde resmî ve edebî dilde kullanılır; çoğunlukla ödül, görev gibi çok istenen şeyler için geçerlidir. Olumsuz istekler veya doğrudan kişiler için kullanılmaz.
Examples
He finally won the coveted award.
Sonunda o **çok arzulanan** ödülü kazandı.
This is the most coveted job in the company.
Şirketteki en **gözde** iş budur.
The artist’s paintings are highly coveted by collectors.
Sanatçının tabloları koleksiyoncular arasında çok **imrenilen**.
Landing a coveted internship at that firm changed her career.
O firmada **çok arzulanan** bir staj bulmak kariyerini değiştirdi.
That trophy is the most coveted prize in the competition.
O kupa, yarışmadaki en **gözde** ödül.
How did you get that coveted invitation to the gala?
O galaya o **çok arzulanan** davetiyeyi nasıl aldın?