"covet" in Turkish
Definition
Bir şeyi, özellikle başkasının eşyasını çok istemek ve arzulamaktır.
Usage Notes (Turkish)
Sıradan 'istemek'ten daha güçlü ve genellikle olumsuz, ahlaki ya da dini bağlamlarda kullanılabilir. Başkalarının malına göz dikmek anlamında.
Examples
He covets his neighbor's new car.
O, komşusunun yeni arabasına **göz dikiyor**.
Many children covet the latest toys.
Birçok çocuk en yeni oyuncakları **gıpta ediyor**.
You should not covet what others have.
Başkalarının sahip olduklarına **göz dikmemelisin**.
She always covets the attention her sister gets at family events.
Ailesindeki buluşmalarda kız kardeşinin gördüğü ilgiyi her zaman **gıpta eder**.
That promotion at work is highly coveted by everyone on the team.
İş yerindeki o terfi ekipteki herkes tarafından çok **göz dikilen** bir konum.
It’s easy to covet someone else’s life when you only see the good parts.
Birinin sadece iyi yönlerini gördüğünde onun hayatına **göz dikmek** kolaydır.