"corrupting" in Turkish
Definition
Birini ya da bir şeyi ahlaken kötüleştiren, yozlaştıran veya saf olmaktan çıkaran durumu anlatır. Kişi, sistem ya da değerler için kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi, akademik ya da ahlaki konuşmalarda geçer. 'corrupting influence', 'corrupting power' gibi ifadelerle kullanılır; mecazi anlamda da sıkça görülür.
Examples
Some people think violent video games are corrupting children.
Bazı insanlar şiddet içerikli video oyunlarının çocukları **yozlaştırdığına** inanıyor.
Power can be corrupting if people are not careful.
Eğer insanlar dikkatli olmazsa güç **yozlaştırıcı** olabilir.
He worries that bad friends are corrupting his son.
Kötü arkadaşların oğlunu **yozlaştırmasından** endişeleniyor.
Many warned that too much money was corrupting the system.
Birçok kişi, çok fazla paranın sistemi **yozlaştırdığını** uyardı.
Social media has a reputation for corrupting public debate.
Sosyal medyanın toplumsal tartışmayı **bozduğu** yönünde bir ünü var.
There's something corrupting about unlimited power—it changes people.
Sınırsız güçte insanı **yozlaştıran** bir şey var—bu insanları değiştiriyor.