"conflicting" in Turkish
Definition
İki veya daha fazla şeyin (fikir, görüş, açıklama, eylem) birbirine uymaması veya aynı anda gerçekleşememesi durumunu ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
'conflicting opinions', 'conflicting schedules', 'conflicting information' gibi ifadelerde yaygın. Dili biraz resmidir; 'contradictory' ile benzerdir ama 'conflicted' (kişinin kararsız hissetmesi) ile karıştırma.
Examples
There are conflicting reports about what happened.
Ne olduğuna dair **çelişen** raporlar var.
We have conflicting schedules and can't meet today.
**Çelişen** programlarımız var ve bugün buluşamayacağız.
The scientists had conflicting opinions about the results.
Bilim insanlarının sonuçlarla ilgili **çelişen** görüşleri vardı.
I keep getting conflicting advice from my friends, so I don't know what to do.
Arkadaşlarımdan sürekli **çelişen** tavsiyeler alıyorum, bu yüzden ne yapacağımı bilmiyorum.
The company faced conflicting priorities during the project.
Şirket proje sırasında **çelişen** önceliklerle karşılaştı.
He had conflicting feelings about accepting the new job.
Yeni işi kabul etmek konusunda **çelişen** duyguları vardı.