Type any word!

"circumstantial" in Turkish

dolaylıkoşullara bağlı

Definition

Belirli bir duruma veya ayrıntılara bağlı, doğrudan değil de dolaylı kanıt veya bilgilerle ilgili.

Usage Notes (Turkish)

'circumstantial evidence' ifadesi 'dolaylı kanıt' anlamında, daha çok hukuk veya akademik alanlarda kullanılır; günlük konuşmada nesne veya kişi tarifinde kullanılmaz.

Examples

The lawyer said the evidence was only circumstantial.

Avukat, delillerin sadece **dolaylı** olduğunu söyledi.

His explanation seemed circumstantial and lacked clear facts.

Onun açıklaması **koşullara bağlı** göründü ve net gerçekler yoktu.

The news report was full of circumstantial details, not direct evidence.

Haber raporu doğrudan kanıt yerine **dolaylı** detaylarla doluydu.

Most of the case was built on circumstantial evidence rather than physical proof.

Davada kanıtların çoğu doğrudan değil, **dolaylı** delillere dayanıyordu.

Her arrest was mainly due to circumstantial factors, not something she actually did.

Onun tutuklanmasının ana nedeni, yaptığı şey değil, **koşullara bağlı** faktörlerdi.

There's nothing concrete—just a bunch of circumstantial stuff tying him to the scene.

Elde somut bir şey yok—onu olay yerine bağlayan sadece bir sürü **dolaylı** unsur var.