"busybody" in Turkish
Definition
Sürekli başkalarının özel hayatıyla ilgilenen, istenmeyen tavsiyeler ya da sorular yönelten kişidir.
Usage Notes (Turkish)
Gayri resmi ve genellikle olumsuz anlamdadır. 'be', 'act', 'sound' gibi fiillerle yakışır. Sadece ilgi gösteren kişiler değil, gerçekten müdahale edenlere söylenir. Resmi ortamlarda kullanmayın.
Examples
My neighbor is a real busybody.
Komşum tam bir **her işe burnunu sokan**.
Don't be such a busybody!
Böyle **her işe burnunu sokan** olma!
Everyone knows she's a busybody at the office.
Ofiste herkes onun **her işe burnunu sokan** olduğunu biliyor.
You don't have to be a busybody about their relationship.
Onların ilişkisi hakkında **her işe burnunu sokan** olman gerekmiyor.
If you ask me, he's a classic busybody who can't mind his own business.
Bence o tam bir **her işe burnunu sokan**, kendi işine bakmıyor.
People avoid sharing news around her because she's such a busybody.
İnsanlar onun yanında haberlerden bahsetmekten kaçınıyor, çünkü o kadar **her işe burnunu sokan**.