"bustle" in Turkish
Definition
Bir yerde çok insanın hareketli ve gürültülü bir şekilde olması durumu. Ayrıca birinin enerjik ve telaşlı şekilde hareket etmesi anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genelde pazar veya şehir gibi canlı, hareketli yerleri anlatmakta kullanılır. Birinin telaşla bir iş yapmasını da anlatır. 'hustle' kelimesiyle karıştırmayın.
Examples
The bustle in the market made it hard to hear.
Pazardaki **koşuşturma** yüzünden duymak zordu.
She bustled around the kitchen, making dinner.
O, mutfakta akşam yemeğini hazırlarken **koşuşturdu**.
The city is full of bustle during the festival.
Şehir, festival zamanında **koşuşturma** ile dolu olur.
Amid all the bustle, he found a quiet spot to relax.
Tüm **koşuşturmanın** ortasında, rahatlamak için sessiz bir yer buldu.
Children bustled excitedly as the parade passed by.
Çocuklar, geçit töreni geçerken heyecanla **koşuşturdu**.
I love the bustle of city life, but sometimes it can be overwhelming.
Şehir hayatının **koşuşturmasını** seviyorum ama bazen yorucu olabiliyor.