"burying" in Turkish
Definition
Bir şeyi toprağa koyup üzerini toprakla kapatma eylemi. Genellikle ölmüş kişileri gömmek için kullanılır, ama ayrıca bir şeyi saklamak veya atık gömmek için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle geçmiş ya da şimdiki zamanın devamında kullanılır: 'He is burying a treasure.' Hem gerçek hem de mecaz (örn: 'burying the past') anlamda kullanılabilir. Daha çok resmi ya da nötrdür. 'buried' (geçmiş zaman) veya 'bury' (temel hali) ile karıştırmayın.
Examples
They are burying the old tree roots in the garden.
Bahçede eski ağacın köklerini **gömüyorlar**.
He is burying time capsules for his children to find later.
Çocuklarının sonra bulabilmesi için zaman kapsülleri **gömüyor**.
The family is burying their pet in the backyard.
Aile, evcil hayvanlarını arka bahçeye **gömüyor**.
We spent hours burying all the evidence before anyone saw it.
Kimse görmeden önce tüm kanıtları **gömerek** saatler harcadık.
She wasn’t just burying her feelings—she was trying to move on.
Sadece duygularını **gömüyor** değildi, aynı zamanda yoluna devam etmeye çalışıyordu.
Are you burying the lead in your story again?
Hikayenin asıl noktasını yine mi **gizliyorsun**?