"bursting" in Turkish
Definition
Taşacak kadar dolu olan, patlamak üzere olan. Genellikle duygu veya enerjiyle dolup taşmak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek anlamda (balon patlayacak gibi dolu) hem mecaz olarak (duyguya boğulmak) kullanılır. Sıklıkla 'with' ile birlikte gelir. Gündelik dilde yaygındır.
Examples
The balloon is bursting.
Balon **patlıyor**.
She was bursting with excitement before the party.
O parti öncesi heyecandan **dolup taşıyordu**.
The bag was bursting because it was too full.
Çanta çok doluydu, neredeyse **patlıyordu**.
I'm bursting to tell you the good news!
Sana iyi haberi vermek için **sabırsızlanıyorum**!
The hall was bursting with people during the event.
Salon etkinlik sırasında insanlarla **dolup taştı**.
He left the meeting, bursting with anger.
Toplantıdan **öfkeden dolup taşarak** çıktı.