Type any word!

"bronze" in Turkish

bronz

Definition

Bronz, bakır ve kalayın karışımından elde edilen bir metaldir. Spor karşılaşmalarında üçüncülük madalyasına da bronz denir.

Usage Notes (Turkish)

‘Bronz’ hem metal, hem üçüncülük madalyası (‘bronze medal’), hem de renk olarak kullanılır. ‘Brass’ (pirinç) ile karıştırmayın.

Examples

The statue is made of bronze.

Heykel, **bronz**dan yapılmıştır.

She won a bronze medal in swimming.

Yüzmede **bronz** madalya kazandı.

The color of her hair is like bronze.

Saçının rengi **bronz** gibiydi.

He was proud to take home the bronze after a tough competition.

Zorlu yarıştan sonra **bronz** ile eve dönmekten gurur duydu.

In ancient times, people made tools from bronze instead of iron.

Antik çağlarda insanlar aletlerini demir yerine **bronz**dan yapardı.

That painting uses a lot of bronze tones to create warmth.

O tablodaki sıcaklık için çokça **bronz** tonları kullanılmış.