"bows" in Turkish
Definition
'Bows', 'bow' kelimesinin çoğul halidir; ok atmak için kullanılan eğri silahları, kurdelelerden yapılan dekoratif fiyonkları veya saygı göstermek için yapılan baş eğme hareketini ifade edebilir.
Usage Notes (Turkish)
Kullanıldığı bağlama dikkat edin: 'bows' okçulukta silah, fiyonk süsleme veya baş eğme hareketi anlamına gelebilir. Telaffuz ve anlam bağlama göre değişir.
Examples
She tied her hair with two pink bows.
Saçını iki pembe **fiyonk** ile bağladı.
Archers use bows to shoot arrows.
Okçular ok atmak için **yaylar** kullanır.
The dancers made deep bows at the end of the show.
Dansçılar, gösterinin sonunda derin **selamlar** verdiler.
My niece loves wearing big shiny bows in her hair.
Yeğenim saçında büyük parlak **fiyonklar** takmaya bayılıyor.
We saw ancient bows on display at the history museum.
Tarih müzesinde antik **yaylar** gördük.
At the end of the ceremony, all the performers gave polite bows to the audience.
Tören sonunda tüm sanatçılar seyircilere nazik **selamlar** verdi.