"bloodline" in Turkish
Definition
Bir ailede kan bağıyla birbirine bağlı kişilerin, nesiller boyunca devam eden soyu ya da kökeni.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi, tarihi veya kurgusal bağlamlarda, soylu aileler ya da hayvan türleri gibi özel kökenleri anlatırken kullanılır. Günlük konuşmada nadiren geçer.
Examples
The king's bloodline goes back hundreds of years.
Kralın **soyu** yüzlerce yıl öncesine dayanıyor.
Horses with a strong bloodline are often very valuable.
Güçlü **soyu** olan atlar genellikle çok değerlidir.
She wanted to learn more about her family's bloodline.
Ailesinin **soyu** hakkında daha fazla şey öğrenmek istedi.
The secret to their success lies in their ancient bloodline.
Başarılarının sırrı onların eski **soyu**nda yatıyor.
Some people believe that true leadership runs in the bloodline.
Bazı insanlar gerçek liderliğin **soyla** geçtiğine inanır.
That castle has belonged to the same bloodline for generations.
O kale nesiller boyu aynı **soydan** insanlara aittir.