"blindfolded" in Turkish
Definition
Gözleri bez veya başka bir şeyle kapatılarak hiçbir şey göremeyecek durumda olmak.
Usage Notes (Turkish)
Sıklıkla sıfat ya da zarf olarak kullanılır, özellikle oyun ya da testlerde ('blindfolded test', 'gözleri bağlı yürümek'). 'Blind' (tamamen kör) ile karıştırılmamalı.
Examples
He walked into the room blindfolded.
Odaya **gözleri bağlı** olarak girdi.
The children played a game blindfolded.
Çocuklar **gözleri bağlı** bir oyun oynadı.
She was blindfolded before the surprise party.
Sürpriz partiden önce gözleri **bağlandı**.
Can you guess the flavor while blindfolded?
**Gözleri bağlı** olarak tadını tahmin edebilir misin?
It’s hard to trust someone blindfolded, but that’s the point of the game.
**Gözleri bağlı** birine güvenmek zordur; ama oyunun amacı da budur.
They led her down the hall blindfolded so she wouldn’t see the decorations yet.
Dekorasyonları henüz görmesin diye gözleri **bağlı** halde onu koridordan geçirdiler.