"blended" in Turkish
Definition
Farklı şeylerin tamamen bir bütün olarak karıştığı durum. Hem yiyecek, içecek hem de fikirler veya insan topluluklarında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'blended family', 'blended learning', 'blended coffee' gibi ifadelerde kullanılır; 'mixed'den daha bütünleşmiş bir karışımı ifade eder.
Examples
He made a blended fruit juice for breakfast.
Kahvaltı için **karışık** meyve suyu yaptı.
They are a blended family with children from previous marriages.
Onlar geçmiş evliliklerden çocuklara sahip **karışık** bir aile.
The soup is best when the vegetables are blended until smooth.
Çorbanın en iyi hali, sebzeler tamamen **blenderda karışık** olduğunda olur.
We tried a new blended coffee that's super smooth and strong.
Yeni ve oldukça yumuşak, güçlü bir **karışık** kahveyi denedik.
Her teaching style is very blended—she mixes online lessons and classroom activities.
Onun öğretme tarzı oldukça **blended**; çevrim içi derslerle sınıf etkinliklerini birleştiriyor.
The team has a blended mix of experienced workers and new hires.
Takım, deneyimli ve yeni çalışanlardan oluşan **karışık** bir yapıya sahip.