"accompanying" in Turkish
Definition
Başka bir şeyle aynı anda var olan ya da biriyle birlikte olan kişi veya şey.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya yazılı dilde daha çok kullanılır. 'accompanying letter', 'accompanying symptoms' gibi kalıplarda görülür. Fiil olarak kullanılmaz; sadece sıfat ya da ortaç olarak.
Examples
Please read the accompanying instructions before starting.
Başlamadan önce **eşlik eden** talimatları okuyunuz.
The accompanying documents are required for your application.
Başvurunuz için **eşlik eden** belgeler gereklidir.
Fever and headache are accompanying symptoms of the illness.
Ateş ve baş ağrısı, hastalığın **eşlik eden** semptomlarıdır.
Check the accompanying map for more details about the route.
Güzergah hakkında daha fazla bilgi için **yanında olan** haritayı inceleyin.
The report and its accompanying photos were very helpful.
Rapor ve **eşlik eden** fotoğrafları çok faydalıydı.
She arrived at the party with her accompanying friend.
Partiye **yanında olan** arkadaşıyla geldi.