"abyss" in Turkish
Definition
Çok derin veya dibi görülmeyen bir çukur ya da boşluk; ayrıca büyük tehlike, üzüntü veya belirsizlik içeren bir durumu da ifade edebilir.
Usage Notes (Turkish)
'uçurum' hem gerçek bir fiziksel derinlik hem de duygusal/ruhsal çöküş anlamında kullanılır, edebi ve resmi bağlamlarda sık görülür. Küçük ya da sığ yerler için kullanılmaz.
Examples
The climbers stood at the edge of the abyss.
Dağcılar **uçurum**un kenarında duruyordu.
A huge abyss opened after the earthquake.
Depremden sonra büyük bir **uçurum** oluştu.
Sometimes I feel lost in an abyss of confusion.
Bazen kendimi bir kafa karışıklığı **uçurumu**nda kaybolmuş hissediyorum.
She stared into the abyss, her mind racing with fear.
Kadın **uçurum**a bakarken aklından korku geçti.
After losing his job, he felt like he was falling into an abyss.
İşini kaybettikten sonra kendini bir **uçuruma** düşüyormuş gibi hissetti.
The deal collapsed, leaving the company at the edge of an economic abyss.
Anlaşma bozuldu ve şirket ekonomik bir **uçurum**un eşiğinde kaldı.