"venal" in Turkish
Definition
Rüşvetçi veya satılık kişiler kolayca rüşvet alır ve haksız kazanç için ahlaksızlık yapar.
Usage Notes (Turkish)
'Rüşvetçi' ve 'satılık' genellikle politikacılar veya hakimler için, resmi ve ciddi bağlamlarda kullanılır. Günlük dilde pek geçmez; çok olumsuz bir anlamı vardır. 'Venial' ile karıştırmayın.
Examples
The venal official accepted money to ignore the crime.
**Rüşvetçi** memur, suçu görmezden gelmek için para kabul etti.
Many people lost trust in the venal judge.
Birçok kişi **rüşvetçi** hakime güvenini kaybetti.
The company fired its venal managers after the scandal.
Şirket, skandaldan sonra **rüşvetçi** yöneticilerini işten çıkardı.
Everyone knew he was a venal politician who only cared about personal gain.
Herkes onun sadece kişisel çıkarlarını düşünen bir **rüşvetçi** siyasetçi olduğunu biliyordu.
Rumors about the agency’s venal practices spread quickly through the city.
Ajansın **rüşvetçi** uygulamalarıyla ilgili söylentiler şehre hızla yayıldı.
It’s hard to create real change when so many leaders are venal.
Bu kadar çok lider **rüşvetçi** olunca gerçek değişim yaratmak zor oluyor.