"untimely" in Turkish
Definition
'Zamansız' veya 'erken' bir olay, genellikle olumsuz etkiler yaratan, beklenenden önce veya uygun olmayan bir zamanda meydana gelen olaydır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz olaylarda ('an untimely death') ve resmi bağlamlarda kullanılır; hoş beklenmeyen şeyler için kullanılmaz.
Examples
He suffered an untimely injury before the big game.
Büyük maçtan önce **zamansız** bir sakatlık geçirdi.
The project ended in an untimely manner.
Proje **zamansız** bir şekilde sona erdi.
Everyone was shocked by her untimely departure.
Herkes onun **zamansız** ayrılışına şaşırdı.
His untimely joke ruined the serious mood in the room.
Onun **zamansız** esprisi odadaki ciddi havayı bozdu.
The company faced losses due to untimely investments.
Şirket, **zamansız** yatırımlar nedeniyle zarar etti.
Sadly, his music career ended with an untimely death.
Ne yazık ki, onun müzik kariyeri **zamansız** bir ölümle sona erdi.