"unreasoning" in Turkish
Definition
Akıl ve mantık kullanılmadan tamamen duyguyla yapılan davranışları veya duyguları ifade eder. Genellikle şiddetli veya derin durumlarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle günlük konuşmadan çok edebi veya resmi dilde geçer; 'unreasoning fear' gibi kalıplarda görülür. Sıradan mantıksızlıktan daha yoğun duygular için uygundur.
Examples
He felt an unreasoning hatred toward the stranger.
Yabancıya karşı **akıl dışı** bir nefret hissetti.
The dog's unreasoning fear made it bark all night.
Köpeğin **akıl dışı** korkusu, onu bütün gece havlatıyordu.
There was an unreasoning panic in the crowd.
Kalabalıkta **akıl dışı** bir panik vardı.
It was pure unreasoning jealousy that made him act that way.
Onun böyle davranmasının sebebi tamamen **akıl dışı** kıskançlıktı.
Sometimes, people react with unreasoning anger when they're scared.
Bazen insanlar korktuklarında **akıl dışı** bir öfkeyle tepki verir.
He tried to explain, but her unreasoning suspicion would not let her listen.
O açıklamaya çalıştı, ama onun **akıl dışı** şüphesi dinlemesine izin vermedi.