"unconquered" in Turkish
Definition
Başka kimse tarafından fethedilmemiş, kontrol altına alınmamış veya yenilmemiş; bağımsız veya yenilgi görmemiş olan kişileri ya da yerleri anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Genelde tarihî veya edebi metinlerde, ülkeler, halklar veya idealler için kullanılır. Günlük konuşmada nadiren geçer. 'Fethedilmemiş ruh' gibi manevi anlamlarda da kullanılabilir.
Examples
The mountain remains unconquered after many attempts.
Dağ, birçok denemeye rağmen hâlâ **fethedilmemiş** durumda.
Some ancient cities are still unconquered.
Bazı eski şehirler hâlâ **fethedilmemiş** durumda.
Her spirit is unconquered, even in tough times.
Zor zamanlarda bile onun ruhu hâlâ **fethedilmemiş**.
For centuries, the forest has stood unconquered by humans.
Yüzyıllar boyunca orman insanlar tarafından hâlâ **fethedilmemiş** kaldı.
He walked away, his pride still unconquered.
O, gurur hâlâ **fethedilmemiş** olarak ayrıldı.
There's something inspiring about a land that's still unconquered.
Hâlâ **fethedilmemiş** olan bir diyarda ilham verici bir şey vardır.