"the driving force" in Turkish
Definition
Bir olayın ya da değişimin arkasındaki en önemli sebep veya kişi; harekete geçiren ana etken.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'değişimin itici gücü' gibi kalıplarla kullanılır. Resmî ve motive edici durumlarda tercih edilir; araçlar için kullanılmaz.
Examples
Passion was the driving force in her career.
Tutku, kariyerindeki **itici güç**tü.
Curiosity is often the driving force behind discovery.
Merak, çoğu zaman keşiflerin **itici gücü**dür.
Technology was the driving force of the project.
Teknoloji projenin **itici gücü**ydü.
My kids are really the driving force that keeps me going every day.
Çocuklarım gerçekten her gün beni ayakta tutan **itici güç**.
You were the driving force behind this team's success.
Bu ekibin başarısının ardındaki **itici güç** sendin.
Money shouldn't be the driving force for choosing a job.
Bir işi seçerken para **itici güç** olmamalı.