"swing for the fences" in Turkish
Definition
En büyük başarı için cesurca hareket etmek ve büyük risk almak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle riskli bir işte çok büyük başarıya ulaşmak için kullanılır. Küçük riskler için uygun değildir.
Examples
He decided to swing for the fences and start his own business.
Kendi işini kurmaya karar vererek **büyük oynamaya** karar verdi.
When you swing for the fences, you might fail, but you could also win big.
**Büyük oynarsan**, kaybedebilirsin ama kazanma şansın da büyüktür.
Our team needs to swing for the fences if we want to win the championship.
Şampiyon olmak istiyorsak takımımızın **büyük oynaması** gerekiyor.
"Don’t play it safe—let’s swing for the fences and pitch our biggest idea!"
"Güvende oynamak yok—haydi **büyük oynayalım** ve en büyük fikrimizi sunalım!"
They knew it was risky, but sometimes you just have to swing for the fences.
Onlar bunun riskli olduğunu biliyorlardı, ama bazen **her şeyi riske atmak** gerekir.
Even if the chances are low, I’d rather swing for the fences than play small.
Şans az olsa bile, küçük düşünmek yerine **büyük oynamak** isterim.