"sufficiency" in Turkish
Definition
Bir şeyin ihtiyaçları karşılayacak kadar yeterli olması durumu; yeterli olma hali.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi, akademik veya hukuki ortamlarda kullanılır. 'Yeterli kanıt', 'öz-yeterlilik' gibi ifadelerde geçer. Sayılabilir nesneler için değil, daha çok nicelik veya soyut yeterlilik için kullanılır.
Examples
The sufficiency of food is important for survival.
Yiyeceklerin **yeterliliği** hayatta kalmak için önemlidir.
They questioned the sufficiency of the evidence.
Kanıtların **yeterliliğini** sorguladılar.
The loan was denied due to lack of sufficiency in funds.
Fonların **yeterliliği** eksik olduğu için kredi reddedildi.
We're focusing on energy sufficiency rather than just efficiency these days.
Artık sadece verimlilikten çok enerji **yeterliliğine** odaklanıyoruz.
She doubted the sufficiency of her own skills for the job.
İşi yapmak için kendi yeteneklerinin **yeterliliğinden** şüphe etti.
Self-sufficiency can make a big difference in your quality of life.
**Öz-yeterlilik** yaşam kalitenizde büyük bir fark yaratabilir.