"strenuously" in Turkish
Definition
Çok fazla enerji, çaba veya kararlılıkla bir şey yapmak. Genellikle bir iddiayı şiddetle yalanlamak veya karşı çıkmak gibi durumlarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi veya yazılı metinlerde sık kullanılır. Özellikle 'şiddetle reddetmek', 'şiddetle karşı çıkmak' gibi kalıplarda görülür. Gündelik konuşmada kullanılmaz.
Examples
She strenuously denied the accusations.
O, suçlamaları **şiddetle** reddetti.
He worked strenuously to finish the project on time.
O, projeyi zamanında bitirmek için **gayretle** çalıştı.
The lawyer strenuously defended her client.
Avukat, müvekkilini **şiddetle** savundu.
They objected strenuously to the new policy at the meeting.
Toplantıda yeni politikaya **şiddetle** karşı çıktılar.
After hours of strenuously hiking, we finally reached the top.
Saatlerce **şiddetle** tırmandıktan sonra nihayet zirveye ulaştık.
She always argues strenuously when she believes she's right.
Kendini haklı hissettiğinde her zaman **şiddetle** tartışır.