"stickles" in Turkish
Definition
Önemsiz ayrıntılar veya küçük meseleler üzerinde ısrarla tartışmak ya da itiraz etmek.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik konuşmada nadir; genellikle "detaylara takılmak" veya "ufak şeylerle uğraşmak" şeklinde kullanılır.
Examples
He always stickles about minor rules.
O her zaman küçük kurallara **takılır**.
She stickles for perfect grammar in every sentence.
Her cümlede kusursuz dilbilgisine **takılır**.
The teacher stickles over punctuation marks.
Öğretmen noktalama işaretleri üzerinde **ısrarla duruyor**.
My friend stickles over the exact change every time we split the bill.
Arkadaşım her seferinde hesabı bölerken tam para üstü için **itiraz ediyor**.
Don’t invite him if he stickles about every detail at parties.
Eğer partide her detaya **takılıyorsa**, onu çağırma.
She’s the kind of person who stickles even over which chair she gets.
O, hangi sandalyeye oturacağına bile **takılan** bir tiptir.