Herhangi bir kelime yazın!

"spouting" in Turkish

fışkırmakpüskürtmeksaçıp söylemek

Definition

Sıvı veya başka bir şeyin kaynaktan hızla ve kuvvetle dışarı çıkması ya da birinin yüksek sesle, sürekli ve vurgulu biçimde konuşması.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle su veya buhar için kullanılır; konuşmada ise abartılı, sürekli ya da gereksiz konuşmayı ima eder ve olumsuz olabilir ('spouting nonsense').

Examples

Water was spouting from the broken pipe.

Kırık borudan su **fışkırıyordu**.

The whale was spouting water high into the air.

Balina suyu havaya yüksekçe **fışkırtıyordu**.

The fountain is spouting all day.

Fıskiye tüm gün **fışkırıyor**.

He kept spouting facts nobody asked for.

Kimsenin istemediği bilgileri o durmadan **saçıp söylüyordu**.

She was spouting nonsense during the meeting.

Toplantıda saçma şeyler **saçıp söylüyordu**.

Oil was spouting out of the ground like a geyser.

Yerden petrol gayzer gibi **fışkırıyordu**.