"speechmaking" in Turkish
Definition
Genellikle resmi veya halka açık ortamlarda, önceden hazırlanmış konuşmalar yapma işi.
Usage Notes (Turkish)
Günlük konuşmalar için kullanılmaz; politika, tören ya da resmi toplantılarda yapılan önceden hazırlanmış konuşmalar için uygundur.
Examples
The politician's speechmaking impressed everyone at the event.
Siyasetçinin **nutuk çekmesi** etkinlikte herkesi etkiledi.
She practiced speechmaking before her graduation ceremony.
Mezuniyet töreninden önce **konuşma yapma** çalıştı.
Speechmaking is an important skill for leaders.
Resmi **konuşma yapma** liderler için önemli bir beceridir.
He avoided speechmaking by keeping his remarks short.
Kısa konuşarak **konuşma yapma**dan kaçındı.
There's a big difference between everyday conversation and formal speechmaking.
Gündelik sohbetle resmi **konuşma yapma** arasında büyük bir fark vardır.
Despite his talent for speechmaking, he prefers to listen more than talk.
**Konuşma yapma** yeteneği olmasına rağmen, konuşmaktan çok dinlemeyi tercih ediyor.