Herhangi bir kelime yazın!

"smalltime" in Turkish

küçük çaplıönemsiz

Definition

Önemli veya başarılı olmayan kişi, organizasyon ya da faaliyet için kullanılır; genellikle önemsiz suçlular veya küçük çaplı işler için söylenir.

Usage Notes (Turkish)

Samimi ve hafif aşağılayıcı bir ifadedir. Genellikle önemsiz kişiler veya suçlar için kullanılır ('smalltime crook'). Nesneler veya tarafsız durumlar için kullanılmaz.

Examples

He's just a smalltime thief with no real power.

O sadece **küçük çaplı** bir hırsız, gerçek bir gücü yok.

The police arrested a smalltime drug dealer last night.

Polis dün gece **küçük çaplı** bir uyuşturucu satıcısını yakaladı.

Many gangs started as smalltime operations.

Birçok çete **küçük çaplı** operasyonlar olarak başladı.

Don't worry about him—he's smalltime compared to the real bosses.

Onu dert etme—gerçek patronlarla kıyaslanınca o **önemsiz** biri.

They thought they could scare us, but those guys are strictly smalltime.

Bizi korkutabileceklerini sandılar ama o adamlar tamamen **küçük çaplı**.

After years in smalltime jobs, she finally landed a real position at a big company.

Yıllarca **küçük çaplı** işlerde çalıştıktan sonra sonunda büyük bir şirkette gerçek bir pozisyon buldu.